7. Evlilik yıldönümümüz

28 Ekim 2007
Bugün 28 Ekim Salı 2014. Eşimle 7. evlenme yıldönümümüz. Bizim için gerçekten kutlanmaya değer bir gün, çünkü dünya üzerinde ortak özelliği bizim kadar az olduğu halde 7. yıla kadar gelebilen çift sayısı azdır diye düşünüyorum :) Bizimkisi ne aşk ne de mantık evliliği, tamamen zıt kutuplar hikayesi… All we need is love ;) 

Sırf bu nedenle İnci'yi doğurduk :) Artık kocaman bir ortak yönümüz var. Dünyanın en güzel varlığına sahibiz. Allah bilir o da büyüyünce ayrı telden çalar, evde 3 deli yaşarız artık :) Ruh eşini bulup evlendiğini düşünenlerin evliliği nasıl acaba çok merak ediyorum :)

Bugünle ilgili ayrıntılara geçmeden önce son günlerin bir özetini vereyim…

İnci'yi sütten kestikten sonra 3.günden itibaren her şey yoluna girdi sayılır. Bir daha hiç emmek istemedi. Ama kolumu, boynumu falan emiyor :) İlk günler çok huysuzdu. Şimdi de sürekli ilgi ve şefkat istiyor. Kucağıma gelip başını göğsüme yaslıyor. Öyle oturmak istiyor. Aynı zamanda el ele de tutuşmak istiyor. Sürekli temas istiyor yani. Kuzum benim kıyamam nasıl tatlı anlatamam…

Emdiği zamanlardaki gibi geceleri mutlaka uyanıyor. Kucağıma alıp emziğini verince geri uyuyor. Ama hala biberonla süt almıyor. Çünkü sütü sevmedi anladığım kadarıyla. Biz de blenderda muzlu süt yapıp veriyoruz onu sevdi. 1 gece hiç uyanmadan uyudu. İlk günler eskisi gibi iştahsızdı ama sanki 2-3 gündür iştahı ve yeme kapasitesi arttı gibi. O nedenle çok mutluyuz :)

Cuma günü Ataşehir Memorial'da ortopediste gittim. Muayene ve röntgen sonrası sorunum belli oldu. Kalça eklemlerimde ve omurlarımda doğumsal bazı sorunlar varmış. Hamilelik ve emzirme sürecindeki hormon değişimine bağlı olarak tablo kötüleşmiş olabilir dedi doktor. Bu kadar ağrı çekmemin ve artık topallama noktasına gelmemin nedeni buymuş. Öncelikle antienlamatuar bir ilaçla 10 gün tedavi olacağım. Geçmezse romatolojiye sevk edecek. Bakalım…

Bu arada 2-3 gündür biraz fazla çeşitli yedim, özellikle anlamsızca bir tatlı tüketimim oldu. Keyif almaya almaya künefe bile yedim ki çok anlamsız bulduğum ve sevmediğim bir tatlıdır. En son dün gece Erzurum'dan gelen babamın getirdiği kadayıf dolmasından yarım parça yemem tatlı da son noktadır. Çok tatlı geldi ve hiç beğenmedim, bana göre değil…

Neyse artık bu hafta böyle gidecek çünkü bu akşam da yıldönümümüz nedeniyle dışarda yiyeceğiz, üstelik biraz alkol de alırım. Pazar günü de günü birlik bir yeme turizmi aktivitemiz olacak. Eşimle Adana'ya gideceğiz. Ah Pegasus yaktın bizi :) ucuz bilet bulduk diye günü birlik Adana'ya gideceğiz yani.

Bugün neler yediklerime gelince…

Sabah küçük 2 dilim tam buğday ekmeği ile yapılmış kaşarlı bir tost yedim, yanında sütümü içtim. 2 dilim de domates yedim.

Ofise gelince şekersiz hazır kahve içtim, yanında 1 tane hurma yedim.

Sonra da evden getirdiğim muzu yedim. Eve gidene kadar yemek yemeye şansım olmadı, boş kaldığım anlarda da blog yazdım.

Ofisten çıkınca önce saçlarıma fön çektirmek için alt komşum Makas Kuaför'e indim. Hava yağmurlu olunca saç yaptırmak zevkli olmuyor ama özel günlerde dışarı çıkarken şart bence. Bizim evlendiğimiz gün hava güneşliydi, yazdan kalma bir gündü.


Eve geldiğimde çok açtım. 1 parça karnıyarık ve 2 tane de zeytinyağlı biber dolması yedim. Yemekleri 1 haftadır annem yapıyor. Dolmayı da kız kardeşim yaptı. Çok güzel olmuş.

Hazırlandıktan sonra 18.30'a doğru evden çıktık. Beşiktaş Plaza'daki Vogue Restoran'a vardığımızda saat 20.05'di. Tam da rezervasyon saatimizde oradaydık ama 1,5 saat trafikte kalmak beni çok yıprattı. Şekerim düştü, başıma ağrı girdi. Yolda trafik içindeki seyyar satıcılardan 1 paket Çizi kraker aldık. Neredeyse tamamını ben yedim. Mekana vardığımızda tamamen kutlama modundan çıkmıştım. Trafik stresi, açlık, dur, kalk, far ışıkları vs. tükendim resmen :( böyle bir rezervasyonumuz ve özel günümüz olmasa çoktan gideceğimiz yere gitmekten vazgeçmiştik.


Neyse ki Vogue bizi yeniden moda soktu. Hem güzel manzarası hem de şık dekorasyonu ile hemen havaya giriyorsunuz zaten. Özel günlerde her zaman gitmediğimiz özel mekanlara gitmeyi tercih ediyoruz. Anı biriktirmek için :)


Ahtapot carpaccio / Vogue
Menüyü daha önce internetten biraz incelediğim için kafamda aşağı yukarı ne yiyeceğim fikri vardı. Biraz da orada inceledikten sonra başlangıç için ahtapot carpaccio siparişi verdim. Tam benlik bir lezzeti. Çok beğendim. Üzerinde semizotu yaprakları, portakal dilimleri, 2 adet dere otlu kabak kroket ve sos vardı. Her lokmada deniz havası aldım diyebilirim. Yanında 1 minik yuvarlak ekmek yedim. Eşim de keçi peynirli güzel bir salata yedi.


Ana yemek olarak Suşi tabağı(buranın suşisi pek meşhurmuş), Jumbo karides ve Ördek arasında kaldım ama son kararım ördek oldu. Sonuçta evde ördek pişirmiyorum. Karides ve suşiyi her yerde yiyebilirim diye düşündüm. Ördek iyi pişmiş ve lezzetliydi. Küçükken köye gidince kaz yediğim için bu lezzetlere alışkınım. Başkasına ağır gelebilir. Ben seviyorum. Servis için açık renk bir tabak kullansalar daha iyi olurdu (sanırım tabaklar özel bir tasarımdı), çünkü et koyu renkliydi. Soğan yapraklarının içinde vişne sosu vardı. Daha önce Paris'te yediğim armut soslu ördek bundan daha lezzetliydi. O da Fransız mutfağı farkı galiba ;) Bu 2. ördek yiyişim.

Vişne soslu ördek / Vogue
 
 
Yemeğimin tamamını yedim. 3 parça ördek eti vardı, 2 parçası göğüs, 1 parçası baget şeklindeydi. Etin altında çok az miktarda bir pişmiş soğan ve ekmek püresi vardı. Yemek boyunca 1 kadeh beyaz şarap içtim. Eşim de dana pirzola yedi. Buraya kadar gelmişken onun yemeklerinin de fotoğrafını çektim.

Dana pirzola (mantarlı) / Vogue

Romlu milföy tiramisi, gül yapraklı dondurma / Vogue
 
 
sunum güzeldi ama bence bu tabak yine uymamış, ete daha uygun sanki
 
Son olarak kendimi şımartmak için bir de tatlı yiyeyim dedim :) Aslında doymuştum ve tatlı yeme isteğim de yoktu. Maksat deneyim olsun. Gül yapraklı 1 top dondurma eşliğinde 15 yıllık romlu milföylü tiramisu yedim. Eşim dondurmamın çoğunu yedi ama tatlımdan yemedi. Tiramisunun çok az şekerli ve acımsı bir tadı vardı, ben beğendim çünkü insanın içini bayan bir tatlı değildi. Ama eşim beğenmedi. O da unsuz yapılan bitter çikolatalı bir sufle yedi.

Bitter çikolatalı sufle / Vogue
Yemekler gerçekten çok lezzetli ve kaliteliydi. Fiyatların çok yüksek olduğunu belirtmeme gerek yoktur sanırım. Haliyle servis elemanları da çok nazik. Özel günlerde gelmeye değer bir manzarası ve havası var. Biz gittiğimize memnun kaldık. Yıldönümümüz için güzel bir anı oldu. Ama bence romantik bir havası yok. Şık ve güzel ama romantik değil. İş yemekleri için daha uygun sanki. Mesela Kız Kulesi çok romantikti, canlı müzik vardı. 2. evlilik yıldönümümüzde de oraya gitmiştik.

2. evlilik yıldönümümüz / Kız Kulesi

5 yıl önce, zalimsin zaman!
Vogue her şeyiyle güzel bir restoran olabilir ama bir an önce lavabolarının yenilemesini yapsa iyi olur. Duvar kağıtları kalkmış, yırtılmış, bakımsız bir hal almış. Daha küçük mekanlarda çok şık lavabolar görmüştüm. Burası bu konuda sınıfta kaldı. Arkadaş madem dekorasyon ve yemek konusunda bu kadar şekilcisiniz lavabolara da bir el atın yani, ayıp...

Gidişimiz 1,5 saat sürdü ve işkence gibiydi ama dönüşümüz çok hızlı ve kısa sürede oldu. 20 dakika sonra evdeydik :) Önce uyuyan güzelimiz İnci'yi teyzesinden aldık eve getirdik. Çünkü sabah güne onunla başlamak istedik. Hayatımızın en büyük lüksü bu artık...

Bu güzel günümüzde iyi dileklerini gönderen herkese çok teşekkür ediyoruz. Darısı tüm çiftlerin başına...

7. yılımız /Vogue

Diyetisyen Serap Orak Tufan

28 Ekim Salı 2014

Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-


İnci'yi anne sütünden kestik :( Gün 2

22 Ekim Çarşamba 2014,

Bugün sabah sütten kesme operasyonunda 24 saati doldurduk çok şükür. İlk gecenin raporunu önceki postumda yazmıştım.

İnci bugün işe gitmeden önce gömleğimi zorlamak şeklinde bir emme girişiminde daha bulundu ama "uff oldu" diyince hemen kucağımdan indi ve bir daha istemedi. Tabi ki başta İnci olmak üzere evde bir depresyon havası esiyor. Kızım mutsuz ama güçlü görünüyor. Tahmin ettiğim kadar zor olmadı.

11.00'de ofise geldim ve akşama kadar işim olduğu için eve hiç dönmedim. Bu şekilde 2. günümüzün gündüz periyodunu da atlattık. İnci biraz mızmızmış, yemeklerini az yemiş ve iştahsızmış. 1 kasecik çorbasını 2,5 saatte yedirmişler. Her zaman ki İnci işte! Sütten de kessek çocuk yemek istemiyor. Belki de üzüntüsü geçince yemeye başlar. Eskiden tüm gün emziriyorum o nedenle tok oluyor diye yemediğini düşünüyordum. Demek ki onla pek ilgisi yok. Dünden beri hiç emmedi ama iştahta değişen birşey yok :(

Asıl sorun bence sütü hala çok olan anne de! Çok fazla acı çekiyorsunuz. Bugün de akşam sağmak zorunda kaldım. Bakalım tamamen ne zaman bitecek? Azalsın diye bugün 4 fincan adaçayı içtim. Uzun vadede faydalı olacağını düşünüyorum.

Tavuklu dürüm soya sosluydu

Yemek olarak yine gayet sağlıklı beslendim. Biraz protein ağırlıklı bir gün oldu. Sabah küçük bir kaşarlı tost ile sütüm vardı. Öğlen tavuklu dürüm, akşam da köfte yedim. Dürümün yanındakileri hiç yemedim, vaktim azdı sadece dürümü yedim ve 1 kutu ayran içtim. Bugün 2 fincan da kahve içtim. Akşam yemekten sonra da biraz kestane yedim. Sanki iştahım biraz azaldı gibi, galiba mutsuzluktan :(


Yoğurt çorbası

Domatesli pilav harikaydı, biber ve patates kızartması Actifry'da yapıldı, çok çok az yağlı yani… 

İnci saat 22.30 civarında uyudu. Bütün akşam babasıyla mızmız bir şekilde oynadı, sonra uykusu gelince daha da huysuz oldu. Ara ara yanıma gelip masum masum yüzüme baktı :( En son kucağıma alıp, emziğini verdim ve uyku ninnisini söyledim hemen uyudu. Çok sevindim çünkü artık emzirmeden nasıl uyuyacağım diye endişe ediyordum. Her akşam emerek uyuyordu. Dün akşam da annem uyutmuştu.

Gece boyunca 1 kez 01.30'da uyandı ve emziğini verince uyumaya devam etti. Sonra da sabah 05.30'da uyandı ve bu sefer 07.00'ye kadar ayaktaydık. Bir türlü uyumadı, hep hüzünlü bir şekilde sızlandı. Ama hiç emmek istemedi. Biberonla verdiğimiz anne sütünü hiç içmedi. 2-3 tatlı kaşığı yoğurt yedi. Ve saat 07.00'den sonra eşim gidince İnci'yi yanıma aldım ve sarılıp uyuduk. Yani çok uykusuz kalmadım aslında ama genel olarak bir keyifsizlik ve ağırlık hissim var.

2. günü de gündüzüyle gecesiyle böyle atlattık…

Diyetisyen Serap Orak Tufan

Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-

Bugün İnci'yi anne sütünden kestik :( Gün 1

Bugün 21 Ekim Salı 2014. Dün akşam ve gece sabaha kadar olmak üzere İnci o kadar sık uyandı ve emmek istedi ki ne zamandır aklımda olan ama bir türlü başlayamadığımız sütten kesme sürecine bir anda giriverdik. Çünkü güne yine tükenmiş bir şekilde başladım. Sabah uyanınca ona "artık bugünden sonra memede süt yok, sütümüzü marketten alacağız" dedim. Yüzüme baktı, biraz şaşırdı ama pek inanmadı sanki. En son saat 06.00'da emmişti. Son 3 haftadır falan günde birkaç kez "artık sütümüzü marketten alıp biberonla içeceğiz" diye telkinlerde bulunuyordum ama arkasından emzirdiğim için inandırıcı olmuyordu. Yine de bu hazırlanma sürecinin işe yaradığını düşünüyorum.

İnci tam 16 ay 6 gündür emiyordu. Anne sütümüzü hiç kesmedik, 7/24 hizmete sunduk :) Maşallah kendimden beklemediğim bir performansta süt üretimim de sürdü. Ama artık benim ruh ve beden sağlığım nedeniyle kesmek zorundayız. Kalça eklemim ve leğen kemiğim o kadar acıyor ki artık topallayarak yürümeye başladım. Her oturup kalktığımda canım çok yanıyor. Kemik erimesi olduğunu düşünüyorum. Bu Cuma bir ortopedist randevusu aldım, artık gerekli tetkiklere başlayacağım. Röntgen gerektiğini düşündüğüm için ertelemiştim. Çünkü x-ray ışığına maruz kalınca radyasyondan dolayı emzirmemek gerekiyor. Kaç gün ara verirsek verelim sonrasında şüpheye düşeceğim için bu güne kadar ertelemiştim. Yani fedakarlık yaptım. Anneliğin en büyük kelime anlamı fedakarlık bence. O kadar çok kendinden veriyorsun ki…

Anne sütüm azalsın diye gün boyunca nane çayı ve adaçayı içtim. Ama pek etkili olmadı, hatta yine 2 kez sağmak zorunda kaldım. Sonuçta bu da bir süreç. Böyle böyle azalıp biteceğini düşünüyorum. Ama gerçekten çok ızdırap dolu bir dönem benim için. Hem de ruhen ve bedenen. Bir yandan İnci gözümün içine bakıp "emme" diye ağlıyor, bir yandan süt varken bebeğine vermemenin vicdan azabı oluyor, bir de bedensel olarak şişlikten dolayı acı çekiyorsun. Bu süreçten geçen her kadın beni şu an çok iyi anlamıştır. Çok moralsizim, keyifsizim, kendimi sağlıksız ve çok kötü hissediyorum.

Gün arasında ofisten eve hiç gelmedim. Hem işim vardı hem de gündüz emzirme safhasını atlatalım istedim. Eve gelir gelmez İnci'yi de aldım ve markete gittik. Yol boyunca marketten süt alacağımızı anlattım. Güle eğlene bir kaç kutu ve çeşit süt aldık. Sonra parka gidip biraz sallandık ve kayık yaptık (kaydırağa kayık diyor :). Sonra eve geldik. Maalesef 18.00'e doğru ciddi bir ağlama krizi sonrası bir kaç saniyeliğine emzirmek zorunda kaldım. Ama öncesinde karabiber sürdüğüm için İnci'nin ağzı yandı :( Önce biraz ağladı, üzüldü. Ama sonra bir daha emmek istemedi. Aslında istedi ama hatırlayınca hemen kucağımdan indi. Bu süreci annem burdayken yaşıyor olmamız çok iyi oldu. Çünkü benden kaçıp ona gidiyor. Tüm akşam boyunca da babasıyla oyun oynadı. Ben mümkün olduğunca az iletişim kurmaya çalıştım. Çünkü ne zaman ilgilensem emzireceğimi düşünüp umutlanıyor. Sonra "meme uf oldu" diyince üzülüp gidiyor.

Bu arada bırakın aldığım sütleri, sağdığım anne sütünü bile içmedi. Biberonların emzik kısmıyla oyalandı ama sütleri içmedi. Bu da bir süreç bence, sonrasında biberondan süt içmeye alışacağını düşünüyorum.

Gece 01.30-03.30 arası ayaktaydık. Önce çok ciddi bir ağlama krizi yaşadık (komşulardan özür diliyoruz) sonra salona gidip hep beraber oyun oynadık. Biberonla süt almadığı için İnci'ye bebe bisküvisi ve devam sütü ile birazcık mama yaptım (3 adet Ülker bebe bisküvisi + 2 ölçek Hipp devam sütü + 2 kaşık da pastörüze süt ile). Onu yarım saatte ancak yedi. Böylelikle tok olduğuna emin olunca yanıma aldım. Sarıldık ve uyuduk. Saat 4'e doğru uyuyunca onu odasına götürdüm. Sabah 7'de geri aldım. Yine sarılıp uyuduk. Hiç emmek istemedi, sadece gözümün içine baktı, sevimlilik yaptı.

video

İlk gecemiz böyle geçti. Çok uykusuz kalmadık bence, sadece İnci'nin ağlamaları ve iç çekmeleri yıpratıcı oldu. Bile bile çocuğa eziyet çektiriyoruz gibi geliyor, o da çok üzücü oluyor. Ama sanırım çoğu insan bu süreci böyle yaşıyor. Siz neler yaşadınız?

Bugün neler yediğime gelince…

Gündüz ve akşam gayet sağlıklı ev yemeklerimi yedim. Ama akşam otururken sinir bozukluğum nedeniyle cips yedim. Hiç pişman değilim.

Yarın neler yaşayacağız bakalım?

Diyetisyen Serap Orak Tufan

21 Ekim Salı 2014
Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-

17 Ekim Cuma 2014

Bu sabah kahvaltımı tost değil de açık kahvaltı olarak yaptım. Teknik bir hata nedeniyle 2 tane haşlanmış yumurtanın sarısı yemek zorunda kaldım :) Peynirim de biraz büyük bir dilimdi. Sütü ve salamı da sayarsak bol proteinli bir kahvaltı oldu. 2 dilim de tam buğday ekmeği yedim. Bu sefer ki Uno markaydı. Öğlen hafif yiyeceğimi düşününce sabah bu şekilde fazla yediğim için çok pişman olmadım.

Bugün ofise kızımı da götürdüm. Çok mutlu oldu, özlemiş :) 1 fincan sert bir kahve içtim. Bugün çok uykusuzum. İnci gece 4 kez falan uyandı.


Öğle yemeğimi saat 15.00 civarında yiyebildim. 1 dilim ekmekle beraber bamya yemeği ve yoğurt yedim. Kaç gündür sebze yemeği yiyemiyordum, bugün yemiş oldum. Bamyayı dondurulmuş olarak aldım (İglo) ve dün akşam çabucacık pişirdim.


Sonra Türk kahvemi de içtim. 1 tane de muz yedim.


Evde yemek yoktu. Birkaç gün öncesinden kalma 3 kaşık bulgur pilavı vardı. Salata yaptım ve onunla pilavı karıştırdım. Yanında 1 bardak da ayran içtim. 



Akşam eşim maça gitti, İnci de 21.30'da uyuyunca ben de rahat rahat tv izledim. Yemeği az yediğim için karnım acıktı. O nedenle atıştırma eğilimim oldu. 1 kase kadar çekirdek yedim.



Sonra 1 tane mandalina yedim.

En son gece yarısına doğru canım tatlı birşeyler yemek istedi. 1 bardak süt içip 3 ince dilim de hazır kek yedim. Hazır kekler çok şekerli oluyor. Aslında sevmiyorum ama evde bu vardı. Herkes keki çayla sever ben sütle severim. 2. tercihim de kahve olur.

Eh artık şekrim yükselip karnım da doyduğuna göre huzur içinde uyuyabilirim :)

Yarın Antalya'dan annemler gelecek :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan

17 Ekim Cuma 2014

Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-

16 Ekim Perşembe 2014

Bu sabah da yine her zaman ki kaşarlı tostumu yedim ve yanında sütümü içtim. Dün kremalı pasta yedim diye bugün hafif yemeyi düşündüm ama bakalım bugünün koşullarında mümkün olabilecek mi? :)

İnci'yi yine evde bıraktım. Öğleden sonra boşluğumda eve gideceğim. Ofise gidince kendime bir kahve yaptım. Ama çok aceleyle içtim galiba fotoğrafını çekmemişim :)


Öğlen eve geldim. Menüde ton balıklı salata var :) Sevgi ile kendimize bol yeşillikli salata hazırladık. Üzerine 160g lık ton balıklarından koyduk. 1'er dilim tam buğday ekmeği ile beraber yedik. Ton balığı light olmadığı için salataya yağ koymadık. Limon ve tuz vardı. Evde kapari olsa koyardım. Bu salataya çok yakışıyor bence.


Salatamı koyduğum bu kase babaannemin hatırası olan porselen yemek takımının bir parçası. O nedenle çok seviyorum. 1965-66 yılında falan Almanya'dan almışlar. Babaannem vefat ettikten sonra annem hatıra olarak almış, sonra da bana verdi. Markası Seltmann Weiden Bavaria. Tam benim tarzım güllü, çiçekli :) keşke bu takımın fincan takımı da bende olsaydı...

Ofise dönmeden önce kahvemi de içtim. Bu sefer yanında 1 tane hurma yedim. Tatlıseverler için kahvenin yanında yiyecekleri 1 tane kuru hurma tatlı ihtiyaçlarını karşılayacaktır.


Eskiden Perşembe akşamları lahmacun akşamı yapıyorduk, çünkü Aramızda Kalsın dizisi olduğu için o akşamlar canımız lahmacun istiyordu. Dizide her bölümde mutlaka lahmacun yiyorlar :) Biz de çözümü öncesinde lahmacun yiyerek iştahımızı bastırmakta bulmuştuk :) O alışkanlık devam ediyor. Ama bu akşam pide de söyledik.


1 bardak ayranla beraber tabağımda gördüğünüz ince hamurlu kıymalı ve kuş başılı pideleri de yedim. Aslında doymuştum ki eşim ona fazla gelen 1/2 lahmacununu bana verdi. Hazır dürüm yapılmış lahmacuna hayır diyemedim.

Akşam fazla yediğim için başka birşey yemedim. Belki çok az çekirdek yemiş olabilirim. Ama fotoğrafını çekmeye değmemiş :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan

16 Ekim Perşembe 2014

Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-

İnci 16 aylık oldu! :)

Bugün 15 Ekim 2014 Çarşamba. Günün anlam ve önemi İnci'nin 16 ayını doldurmasıydı. Koca kız oldun diyorum gülüyor :) 22 numara ayakkabı giyiyor. Ağzında sadece 6 tane dişi olan ama 10'a kadar çok sevimli bir dille kadar sayabilen bir kızım var şu an. Artık evin diğer odalarına tek başına keşif turları yapabilecek cesareti var ama yemek konusunda iştahsız. Aslında günü gününü tutmuyor. Az emerse sanki daha çok yiyor gibi. Bazen de açken bile 1 kasecik yemeği 2 saatte ancak bitiriyor. Yemek konusunda bu kadar iştahsızken yerde ne pislik bulursa ilk iş olarak ağzına atıp yemek istiyor. Hem de gizli birşey yaptığını bakışlarıyla ele veriyor :) çok komik yani. Bazen öyle bir ses tonuyla anne diyor ki arkasından çok ciddi bir açıklama yapacak zannediyorum. Tavşancık Harry'e aşık olduğunu düşünüyorum. Baby First Tv'de onu görünce gözlerinin içi gülüyor. Harry'nin uykudan önce çıkan programında yavaş yavaş çalan "twinkle twinkle little star" şarkısını duyunca mutlaka ağlamaya başlıyor. Çok içli yani :( Bir süre susturamıyoruz. Bunu anladığımızdan beri kanalı hemen değiştiriyoruz. Her günümüz İnci'nin yeni bir hareketi veya kelimesiyle zenginleşiyor. Tadını çıkartıyoruz…


Bu sabah canım tost istemedi. 1 kase müsli yedim. Eşim Eti'nin tropikal meyveli müsli karışımından almış. Önce kaseye 5 kaşık müslü koydum, sonra üzerine de süt ekledim. Bence içinde fazla mısır gevreği var. Ama sabah sabah iyi geldi.


Ofiste 1 fincan şekersiz hazır kahve içtim. Yine ofise İnci'yi götürmediğim için arada eve geldim ve yemek de yedim.

Akşam nohut yediğim ve yeniden yiyeceğim için öğlen pırasa yemeyi tercih ettim. 2-3 kaşık da yoğurt yedim. Ekmek yemedim.




Sonra Sevgi bir Türk kahvesi yaptı. Yanında 1 lokma da çikolata yedim. Fincanı özel tasarım yapmış. Çok hoşuma gitti :) Hem de silinmiyor. Asetat kalemi ile siz de kendi özel tasarımlarınızı yapabilir veya mesajlarınızı verebilirsiniz :)


Yine nohut ve bulgur pilavı yedim. Yanında da cacık yaptım. Ekmek yemedim.



Akşam yemeğinde Semra ve Berra da bize katıldı. Sonrasında Değirmen'den aldığım 2 küçük pastayı da mini bir kutlama yaparak kestik. Fazla yiyemedik çünkü çok kremalıydı. Yanında 1 de şekersiz hazır kahve içtim.


Akşam İnci uyuduktan sonra tani 22.30'dan sonra birkaç 1/2 küçük elma, 2 mandalina ve birkaç dilim de armut yedim.

Yatmadan önce de film izlerken 1 çay bardağı kadar çekirdek yedim. Fazla yiyemedim çünkü bitmişti :)  01.30 civarında yattım. İnci'den sonra ancak kendime gelebiliyorum.

Kremalı pastalar hariç çok sağlıklı beslendiğim bir gündü. Neyse hayat kutlanmaya değer anlarla güzel, dozunu kaçırmadan bazen usulüne uymak gerek :)

Diyetisyen Serap Orak Tufan

15 Ekim Çarşamba 2014

İnci seni çok seviyorum… Hayallerimin aşkısın… 

Sosyal medyada takip etmek için:
İnstagram için 
http://instagram.com/diyetisyenserap 
Twitter için  https://twitter.com/DiyetisyenSerap 
Facebook için  https://www.facebook.com/pages/Kendinize-%C4%B0yi-Bak%C4%B1n-Beslenme-





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...